Pasi Sahlberg
Finlandiyalı çocukların okul yaşamı, Finlandiya’nın bizzat uygulamakta olduğu gençlik ve eğitim politikalarının sonucudur; pısa testlerinin değil. Fin eğitim sisteminde okuma becerileri, bilim ve matematik okuryazarlığı kadar sosyal bilimler, görsel sanatlar, spor ve pratik becerilerin geliştirilmesi de önemli. Finli çocuklar anaokulu ve ilkokul hayatları boyunca oyun oynar ve zevk alarak öğrenirler. Finli öğretmenler de, ebeveynler de matematik ve ya fen derslerindeki soyut kavramları öğretmenin en iyi yolunun müzik, drama ya da spor uygulamaları olduğunu düşünür. Akademik ve akademik olmayan öğrenme biçimleri arasında kurulan bu denge çocukların okuldaki mutluluğunu sağlamanın büyülü formülüdür. Pısa testleri, okul yaşamının çok önemli olan bazı kıstaslarını değerlendirme dışında bırakıyor.
Tuğba Çansalı
“Finlandiyalı eğitimcilerin fikrine göre, yetenekli çocukları daha da yüksek performans göstermeleri için teşvik etmektense, zayıf ve geride kalan öğrencilere daha çok eğilmek, toplamda çok daha iyi sonuçlar veriyor. Buradaki ana fikir, daha zeki konumdaki çocukların, kendi gelişimlerini engellemeden, kendilerinden daha geri konumdaki arkadaşlarına yardımcı olacağı ilkesi üzerine kurulmuş. Finlilerin okumaya duydukları derin ‘aşk’ın Finlandiya’daki eğitim sisteminin başarısına yaptığı katkı tartışılmaz. Kişi başına kitap okuma oranı yılda 57 kitaptır”
Dr. Bahar Eriş
Peki Finlandiya’da ne farklı? Öncelikle, rekabet değil işbirliği kültürü hakim. Çocuklar çalışmayı seviyorlar. Hayatta başarı için çalışmayı önemli buluyorlar. Eğitimlerinin sorumluluğunu üstleniyorlar. Aileleri ve öğretmenleri de bu konuda onlara güveniyor. Aileler okula fazla karışmıyor. Ama çocuklar çalışırken bir yandan kendilerine ve hobilerine de yeterince zaman ayırabiliyorlar. Yürüyen skorlar olarak değil, kimlik sahibi bireyler olarak görülüyorlar. Finlandiya’daki eğitim sisteminde korku iklimi değil, sevgi ve güven iklimi hakim. Kısacası, Finlandiya “aklı başında bir başarı” örneği. Güney Kore’de ise “aklını kaçırmış bir başarı” modeli var. Elbette Finlandiya’daki başarı; sosyal, ekonomik, kültürel ekosistemin doğal bir uzantısı. Her ülke aynı modeli uygulayabilir, ama büyük olasılıkla aynı sonucu alamaz. Kes yapıştır yöntemler işe yaramaz. Ülkeler, en iyi uygulamaları inceleyip, kendi gerçeklerine ve ihtiyaçlarına uygun bir model tasarlamalı. Aile ve okul düzeyinde ne yapmak gerek? Çocuğun akademik başarısına odaklanırken; sosyal, fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını ihmal etmemek… Okulda başarı önemli, ama hayatta başarı bambaşka nitelik ve beceriler gerektiriyor. Bir dahaki sefer Asyalı çocukların akademik başarısını duyunca “Bravo!” diyebilecek misiniz?
